
Nevra UÇKAÇ/İZMİR, (DHA)- SAĞLIK Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Kliniği'nden Uzm. Dr. Hamiyet Hekimci Özdemir, çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde önemli başarılar elde edildiğini belirtip, "Dünyada ve ülkemizde bazı kanser türlerinin tedavisinde yüzde 90'ın üzerinde başarı elde edilmektedir. Bu durum bizim için umut vericidir. O nedenle, tedavi süreci başarılması gereken bir savaş gibidir. Çoğunlukla olumlu sonuçlar alıyor olmak bizi çok umutlandırıyor" dedi.
SBÜ Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Kliniği'nden Uzm. Dr. Hamiyet Hekimci Özdemir, 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanser Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada çocukluk çağı kanserlerinden en bilinenin lösemi olduğunu, beyin tümörleri ve diğer kitlelerin de kanser hastalıkları arasında yer aldığını kaydetti. Hastalığın belirtileri konusunda aileleri uyaran Uzm. Dr. Özdemir, uzun süren ateş ve halsizlik gibi şikayetlere dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Uzm. Dr. Özdemir, "Çocukluk çağında ateşli enfeksiyonlar sık görülür. Ateş, löseminin de sık belirtisi olmakla birlikte iki haftayı geçen karın ağrısı, kabızlık şikayetleri de bizim için önemlidir. Hastalarımız, çocuk hekiminin fizik bakımı bulgularındaki bir şüphesi, ateş, geçmeyen ağrılar, halsizlik, kırgınlık kemik ağrıları gibi bulgularla karşımıza gelebiliyor" dedi. Tedavide bilinenin aksine başarı oranlarının oldukça yüksek olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Hamiyet Hekimci Özdemir, şöyle devam etti:
"Dünyada ve ülkemizde bazı kanser türlerinin tedavisinde yüzde 90'ın üzerinde başarı elde edilmektedir. Bu durum bizim için umut vericidir. O nedenle, tedavi süreci başarılması gereken bir savaş gibidir. Çoğunlukla olumlu sonuçlar alıyor olmak bizi çok umutlandırıyor. İlk tanı konulduğunda biz ailelere bu konuda bilgi veriyoruz. Ailelerin de destek alması çok önemli. Çünkü biz bir ekip olduğumuza inanıyoruz. Çocukların tedavi sürecinde sadece ilaç desteği sağlamak yeterli değildir, onları sosyal yaşam konusunda da desteklemek gerekiyor. Bunun dışında aileye de destek verilmesi gerekir. Kliniğimizde buna yönelik bir psikoloğumuz bize her zaman destek oluyor. Gerekirse de psikiyatri desteği alıp aileleri bu konuda bilgilendirip yönlendiririz. Bir ekip olmak çok önemlidir."
'DOĞUŞTAN GELİR VE NEDENİ ÇOĞUNUN BİLİNMEZ'
Toplumda çocukluk çağı kanserleri ile ilgili olarak doğru bilinen bazı yanlışların da olduğunu belirten Uzm. Dr. Hamiyet Hekimci Özdemir, hastalığın büyük korkuya neden olduğunu ifade ederek, "Başarı oranlarının çok yüksek olması sebebiyle bu haberi aldığımız zaman karamsarlaşmak değil, umutla gayret göstermek gerekiyor. Hastalık, beslenme düzeninde değişiklikler oluşmasına etken değildir. Erişkin kanserlerindeki gibi yaşam koşulları oluşmasına sıklıkla sebep olmaz. Doğuştan gelir ve nedeni çoğunun bilinmez. Genellikle aileler kendilerini suçlarlar. Ama onların yaptığı bir hata yoktur bunun oluşması için. Sadece hastalıkla yüzleşildiğinde gayret göstermek gerekir" diye konuştu.
Çocukların normal hayatlarından kopmamaları gerektiğini anlatan Uzm. Dr. Özdemir, "Çocukların okullarına hastanede devam etmeleri için uygun koşulları sağlarız. Online eğitimlerin devam etmesiyle okul sürecini hiç durdurmamaya çalışıyoruz. Çocukları ve ailelerini hayatlarından koparmamak gerekiyor. Çünkü tedavi bitse bile takiplerinin devam etmesi nedeniyle buradayken de hayatlarına okullarına devam etmelerini istiyoruz. Bunu bir süreç gibi değil ömür boyunca yaşanılacak bir dönem gibi ailelere göstermeye çalışıyoruz. Bu başarıyı da etkiliyor. Psikolojik olarak buna dayanmalarını kolaylaştırıyor" dedi.
'OLUMLU DÜŞÜNMEK, BİRAZ GÜÇLÜ DURMAYA ÇALIŞMAK LAZIM'
Çocukluk çağı kanserlerinin önlenebilir bir hastalık olmadığını anlatan Uzm. Dr. Özdemir, ailelere bu konuda kendilerini suçlamamalarını önerdi. Tedavide moralin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Özdemir, topluma da farkındalık konusunda çağrıda bulunup "Çocukluk çağı kanserleri erişkin kanserleri gibi değil. Çoğu hastanın önceden bu hastalıkla karşılaşabileceğini kestiremiyoruz. Ailelerin alabileceği tek önlem düzenli hekim kontrollerine devam etmeleri, hekimlerin uyarılarına dikkat etmeleri ve geçmeyen bir şikayetleri olduğunda bunun üzerine gitmeleridir. Bunun dışında kimsenin yapabileceği bir şey yok. Kendilerini suçlamak yerine ciddiye alınması gereken şikayetleri kaçırmamak daha önemlidir. Bu yüzleşilmesi gereken zor bir durumdur. Kimsenin kabul etmesi kolay değil. Ama başarı oranlarının yüksek olduğunu unutmamak lazım. Çocuklar sağlıklarına kavuşarak çok büyük oranda hayatlarına devam ediyor. Onların da çocukları oluyor. Bu açıdan bakarak olumlu düşünmek, biraz güçlü durmaya çalışmak lazım. Yakını böyle bir hastalıkla karşılaşmış ise onlara da destek olmak gerekiyor. Anne babayı toplumdan koparmamak için yakınlarının yardımcı olması gerekir. Herkesi bilinçli olmaya davet ediyorum. Moral sadece hastaneden kazanılan bir şey değil. Toplumun da bilinçli olması lazım. Hayatın içinde kendimiz ya da bir yakınımız da karşılaşabilir. Farkındalık da önemli" dedi. (DHA)