Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sorumluluk

Medya Doktoru - Sorumluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sorumluluk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ayşe Kök: Diziler Sadece Eğlence Değil, Toplumsal Bir So Haber

Ayşe Kök: Diziler Sadece Eğlence Değil, Toplumsal Bir So

Breaking News köşe yazarı Ayşe Kök, son yazısında Türk dizilerinin yalnızca birer eğlence aracı olmadığını, toplumsal sorumluluk taşıyan güçlü bir iletişim alanına dönüştüğünü vurguladı. Kök, Türkiye’de dizilerin artık yalnızca akşam kuşağında izlenen yapımlar olmaktan çıktığını belirterek; toplumsal algıyı şekillendiren, aile yapısını etkileyen ve gençlerin hayata bakışını doğrudan etkileyen önemli bir mecra haline geldiğini ifade etti. Bu nedenle diziler değerlendirilirken yalnızca reyting rakamlarının değil, verilen mesajların da dikkate alınması gerektiğini kaydetti. Türk dizilerinin Balkanlar’dan Orta Doğu’ya, Latin Amerika’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada ilgiyle izlendiğini hatırlatan Ayşe Kök, bu başarının kültürel ihracat açısından önemli bir kazanım olduğunu belirtti. Ancak küresel etki alanının aynı zamanda daha büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirdiğine dikkat çekti. Yazısında son dönemde bazı dizilerde şiddet, entrika ve aile içi çatışmaların dozunun arttığını vurgulayan Kök, dramın sanatın bir parçası olduğunu ancak karamsarlığı normalleştiren bir anlatım dilinin toplumsal açıdan risk taşıdığını ifade etti. Bu noktada devletin, özellikle RTÜK aracılığıyla toplumsal hassasiyetleri gözetmesinin sansür olarak değil, kamu yararının korunması olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Aile kavramının dizilerde ele alınış biçiminin önemine de değinen Kök, Türk toplumunun temel taşı olan aile yapısının sürekli sorunlu ve dağılmış bir tabloyla sunulmasının özellikle genç izleyiciler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi. Türk dizilerinin geçmişten bugüne en güçlü yanlarından birinin aile bağlarını ve dayanışmayı anlatmak olduğunu hatırlattı. Devletin dizilerin içeriğine doğrudan müdahale etmekten ziyade, sanat özgürlüğü ile toplum huzuru arasında bir denge kurmaya çalıştığını vurgulayan Ayşe Kök, bu yaklaşımın demokratik bir devlet refleksi olduğunu ifade etti. Hiçbir özgürlüğün başka kesimlerin değerlerini zedeleme pahasına sınırsız olamayacağını dile getirdi. Gençler üzerindeki rol model etkisine de dikkat çeken Kök, dizilerde karakterlerin şiddetle sorun çözmesinin ya da ahlaki sınırları sürekli zorlamasının uzun vadede normalleşme riski taşıdığını belirterek, yapımcı ve senaristlerin daha bilinçli bir sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini kaydetti. Yazısında devletin son yıllarda getirdiği set standartları, yayın denetimleri ve içerik uyarılarının sektörü baskılamak için değil, daha kaliteli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmak amacı taşıdığını ifade eden Kök, nitelik arttıkça izleyici güveninin de artacağını vurguladı. Ayşe Kök, dizilerin bir ülkenin aynası olduğunu belirterek, Türkiye’nin güçlü tarihi ve köklü kültürüyle dünyaya anlatılacak çok sayıda hikâyeye sahip olduğunu ifade etti. Devletin bu hikâyelerin doğru bir dille aktarılması için zemini sağladığını belirten Kök, asıl sorumluluğun sektörün vicdanında olduğunu söyledi. Kök, yazısını “Reyting geçicidir; iz bırakmak kalıcıdır” sözleriyle tamamladı.

Zayu ile Başlayan Yolculuk: Bir Husky’nin Aileye Kattığı Dinginlik Haber

Zayu ile Başlayan Yolculuk: Bir Husky’nin Aileye Kattığı Dinginlik

Siberian Husky cinsi Zayu’nun hikâyesi, sezgilerle verilen bir kararın bir ailenin yaşamını nasıl dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor. Zayu’nun sahibi Gizem Artış, hem sahiplenme sürecini hem de bir Husky ile yaşamaya dair deneyimlerini samimi bir dille anlattı. Artış, Zayu’nun hayatına girişinin, içsel çalışmalar yürüttüğü bir döneme denk geldiğini belirterek, o süreçte okuduğu Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabının kendisinde güçlü bir çağrışım yarattığını ifade etti. Bu başlıktan ilhamla hayatında benzer bir enerji yaratmak istediğini söyleyen Artış, Zayu ve kardeşlerinin yer aldığı bir ilanla karşılaşmasının ardından ailesiyle kısa bir değerlendirme yaparak sahiplenme kararı aldıklarını dile getirdi. Ertesi gün Zayu’nun eve gelmesiyle birlikte yeni bir yolculuğun başladığını söyledi. Bir Siberian Husky ile yaşamanın dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını vurgulayan Gizem Artış, Zayu’yu bilinçli bir ırk araştırmasından ziyade sezgisel bir yakınlıkla seçtiklerini, bu nedenle karakter özelliklerini zaman içinde tanımaya başladıklarını belirtti. Alışma süreci, karşılıklı konfor alanlarının oluşturulması ve yüksek enerji düzeyine uygun günlük rutinlerin belirlenmesinin zaman aldığını ifade eden Artış, Husky’lerin özgür ruhlu yapısının eğitim sürecinde sabır ve tekrar gerektirdiğini söyledi. Henüz altı aylık olan Zayu’nun karakterini “sürüsüne bağlı, güçlü bir karakter” sözleriyle tanımlayan Artış, onunla birlikte öğrenmeye ve uyumlanmaya devam ettiklerini dile getirdi. Zayu adına açılan sosyal medya sayfasının başlangıçta yalnızca anı biriktirme amacı taşıdığını söyleyen Gizem Artış, Zayu’nun gelişim sürecini yakın çevreleriyle paylaşmak için bu adımı attıklarını ifade etti. Zamanla sayfaya gösterilen ilginin arttığını belirten Artış, özellikle Zayu’nun anlamlı bakışları ve kürk renklerinin takipçilerden olumlu geri dönüşler aldığını söyledi. Zayu’nun hayatında yarattığı en büyük değişimin “anda kalma” duygusu olduğunu vurgulayan Artış, yürüyüşler ve birlikte geçirilen zamanların kendisi için sakinleştirici ve bağ güçlendirici bir etki yarattığını belirtti. Evcil hayvan sahipliğinin ciddi bir sorumluluk olduğunun altını çizen Gizem Artış, herkesin köpek sahiplenmesinin doğru olmayabileceğini, ancak düzen, sınırlar ve sevgiyle kurulan bir ilişkide bunun hayatın en öğretici deneyimlerinden birine dönüşebileceğini ifade etti. Özellikle çocuklu aileler için bu deneyimin büyük kazanımlar sunduğunu belirten Artış, Zayu’nun büyük oğlunun köpek korkusunu aşmasına da katkı sağladığını söyledi. İstanbul gibi kalabalık bir şehirde Husky ile yaşamaya dair de değerlendirmelerde bulunan Artış, site içinde sürdürülen günlük rutinlerin zaman zaman sahil yürüyüşleri ve kısa kafe molalarıyla çeşitlendiğini, Zayu’nun sosyal ve oyun sever yapısıyla çevresine kolayca uyum sağladığını dile getirdi. Geleceğe dair hayalini ise Artış şu sözlerle özetledi: Zayu’nun iyi yönlerinin pekiştiği, karşılıklı anlayışın ve iletişimin her geçen gün güçlendiği bir birlikte yaşam.

 Kalp Ritmini Şöhret Değil, İnsanlık Belirler Haber

 Kalp Ritmini Şöhret Değil, İnsanlık Belirler

Prof. Dr. Mehmet Vefik Yazıcıoğlu, Breaking News Türkiye’den İpek Dağıstanlı’nın sorularını yanıtladı. “Ünlülerin kalp doktoru” olarak tanınan Prof. Dr. Mehmet Vefik Yazıcıoğlu, kalp sağlığının sadece tıbbi değil, insani bir mesele olduğunu belirterek, “Kalp önce duyar, sonra düşünür. Kalp ritmini şöhret değil, insanlık belirler.” dedi. “Ünlülerin doktoru olmak hem gurur hem de sorumluluk” Yazıcıoğlu, Breaking News Türkiye’den İpek Dağıstanlı’nın sorularını yanıtlarken, “Ünlülerin doktoru unvanını ben seçmedim, süreç kendiliğinden gelişti. Tanınmış isimler birbirlerine beni tavsiye etti. Bu bir gurur ama aynı zamanda büyük bir sorumluluk.” ifadelerini kullandı. Yaklaşık 15 yıl önce kalp durması geçiren oyuncu Peker Açıkalın’a yaptığı müdahale ile başlayan süreçte, birçok ünlü ismin hayatına dokunduğunu belirten Yazıcıoğlu, “O dönemde Peker Bey’e ritim cihazı takmıştım. Mucizevi bir kurtuluş yaşandı. Sonra o çevresine beni önerdi, zincir böyle büyüdü.” dedi. “Kalp, önce duyar sonra düşünür” Röportajda kalbin yalnızca fizyolojik bir organ değil, duygusal bir pusula olduğuna dikkat çeken Yazıcıoğlu, “İnsan önce kalbiyle hisseder, sonra beyniyle karar verir. Bu yüzden kalp sağlığı, duygusal sağlıktan ayrı düşünülemez.” diye konuştu. “Stres, uykusuzluk ve hareketsizlik kalbi yaşlandırıyor” Modern yaşamın getirdiği stresin genç yaşta kalp sorunlarını artırdığını vurgulayan Prof. Dr. Yazıcıoğlu, “Artık 30’lu yaşlarda kalp krizi geçiren hastalar görüyoruz. Nedeni genetik değil; yoğun tempo, düzensiz uyku, sigara, kötü beslenme ve stres. Vücut genç ama kalp yaşlı hale geliyor.” ifadelerini kullandı. “Sağlıklı yaşam lüks değil, zorunluluk” Yazıcıoğlu, her bireyin kalbini korumak için basit ama etkili adımlar atabileceğini söyleyerek, “Günde 30 dakika yürüyüş, düzenli uyku, taze gıdalar, sigaradan uzak durmak… Bunlar lüks değil, yaşamak için şart.” dedi. “Kalbinizi dinleyin, geç kalmayın” Röportajın sonunda ise Prof. Dr. Mehmet Vefik Yazıcıoğlu, herkesin kendi kalp ritmine kulak vermesi gerektiğini belirterek, “Kalp önce sessizce uyarır, ama sonunda bağırır. Onu duymak için geç kalmayın.” ifadelerini kullandı. Bu özel röportaj, Breaking News Türkiye adına gazeteci İpek Dağıstanlı tarafından gerçekleştirilmiştir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.