Diyaliz makinesi 30 yıldır hayatının bir parçası oldu
Diyaliz makinesi 30 yıldır hayatının bir parçası oldu
Diyaliz makinesi 30 yıldır hayatının bir parçası oldu
Haber Giriş Tarihi: 12.01.2026 10:47
Haber Güncellenme Tarihi: 12.01.2026 10:47
Kaynak:
DHA
Nevra UÇKAÇ/İZMİR, (DHA)- İZMİR'de böbrek yetmezliği hastası Hafize Kovan (42), 30 yıldır diyalize giriyor. Diyaliz makinesinin hayatının bir parçası olduğunu ve evinde salonun bir köşesini diyaliz ünitesine ayırdığını anlatan Kovan, "Doktorlarım onlardan daha sağlıklı olduğumu söylüyor. Günlük hayatta sağlıklı bir insan ne yapabiliyorsa bizler de yapabiliriz. Diyaliz hastaları beslenmelerine dikkat ettikleri sürece çalışabilir, okuyabilir, evlenebilir, spor yapabilir, çocuk doğurabilirler" dedi.
İzmir'de yaşayan kronik böbrek yetmezliği hastası Hafize Kovan'a 1993 yılında babasından böbrek nakli yapıldı. Kovan, 1,5 sene sonra hastalığı tekrarlayınca diyalize girmeye başladı. Daha önce 20 yıl bir merkezde, 10 yıldır da evde haftada 3 gün diyalize girdiğini anlatan "Salonumun köşesini diyaliz köşesi olarak ayırdım. Diyaliz yaşam tarzım. Herkes nakil olsun tabii. Ben 2015 yılında nakil olmayı tamamen kafamdan çıkardım. Çünkü ev diyalizi ile tanıştım. Nakil olmak isterim ama benim için daha riskli. Diyalize girerek güçlü olmayı seçtim. Ev diyalizinde özgürsün. Arada zaman olmak şartıyla istediğin zaman diyalize girebiliyorsun. Özellikle gece uyku anında yapmak hem psikolojik hem mental olarak insanı rahatlatıyor. Çünkü sabah normal dinlenmiş kalkıyorsun" dedi.
'İNSANLAR DİYALİZDEN ÖLMEZ, BİLİNÇSİZLİKTEN ÖLÜR'
Uzun süre diş teknisyeni olarak çalışan Kovan, diyalizin iş yaşamını olumsuz etkilemediğini belirtti. Koşu antrenmanlarına katılan ve çok sayıda madalyası bulunan Kovan, bir yıl önce evlendiğini ve çalışma hayatından ayrıldığını dile getirdi. Hafize Kovan, şöyle devam etti:
"Diyaliz hastaları çalışamaz gibi bir düşünce var ama ben tüm diyaliz hayatım boyunca çalıştım. Zorlukları aşmak insanın kendi elinde. Güçlü olmaktan başka seçeneğimiz yok. İnsanlar diyalizden ölmez, bilinçsizlikten ölür. Bir diyaliz hastası yaşam tarzına dikkat etmiyorsa bu yüzden ölür. 30 yıldır diyalizle yaşıyorum gayet sağlıklıyım. Doktorlarım onlardan daha sağlıklı olduğumu söylüyor. Günlük hayatta sağlıklı bir insan ne yapabiliyorsa bizler de yapabiliriz. Ama bunun şartları var. Sağlıklı beslenmek, ilaçları düzgün kullanmak, eksiksiz diyaliz ile her şeyden önemlisi aldığınız sıvıya dikkat ederek çok sağlıklı bir hayat yaşayabilirsiniz. Ben 20 yıl merkez diyalizine girdim. Bunun beş yılı uzun diyaliz yaparak geçti. Uzun diyalizde daha yavaş pompayla sağlıklı diyaliz olması sağlanıyor. Bizim gibi hastalar hiçbir şeyden korkmasınlar. Beslenmelerine dikkat ettikleri sürece çalışabilir, okuyabilir, evlenebilir, spor yapabilir, çocuk doğurabilirler."
'TÜRKİYE'DE 1500'E YAKIN EV DİYALİZİ YAPAN HASTA VAR'
Türkiye'de evde diyalizin resmi olarak 2015 yılında başladığını söyleyen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ercan Ok ise dünyada 1960'lı yıllardan beri uygulanan bu tedavi metodunda hastanın diyaliz işlemini kendisinin yapmayı öğrendiğini dile getirdi. Hastaların evine diyaliz makinesi, su arıtma sistemi ve diğer yan cihazların ücretsiz monte edildiğini ifade eden Ok, "Hasta diyaliz merkezine gidip gelmekten kurtuluyor. Gece uyurken diyaliz yapılıyor. Merkezde yapılan diyaliz haftada 3 gün 4 saat şeklinde yapılıyor. Hayat kurtarıyor ama elde edilen sonuçlar bizim istediğimiz gibi değil. Bu hastaların yaşam sürelerini uzatamıyoruz. Evde diyaliz yaparken ise haftada 3 kez 7,8 saat süreyle yapıyorlar tedaviyi. Başlangıçta gündüz yapmaya başlıyorlar. Yavaş yavaş geceye kaydırıyorlar. Türkiye'de 1500'e yakın ev diyalizi yapan hasta var. Yüksek tansiyon, seans sırasında tansiyon düşmesi, kramp, bulantı, kusma, baş ağrısı, halsizlik sorunları yaşamıyorlar. Birçoğu çalışabiliyor. Çalışan hasta oranı ev diyaliz hastalarında merkezde standart diyaliz olanların 3 katı. Diyaliz hastası kadınların normalde çocuk sahibi olması düşük ihtimal. Diyalizi evde daha uzun süre yaptığınızda bu mümkün oluyor. Çocuk doğuran 30'a yakın hastamız var. Bu da mutlu edici" diye konuştu.
'EV DİYALİZİNDE YAŞAM SÜRESİ DAHA UZUN'
Kamuya ait pek çok hastanede ve özel diyaliz ünitelerinde ev diyalizi tedavisinin sunulduğunu ifade eden Prof. Dr. Ok, şöyle devam etti:
"Hastalar diyaliz sistemini eve kurarken hiçbir ödeme yapmıyor. Türkiye'deki ilk 400 civarındaki ev hemodiyalizine başlayan hastayı onlara tıpatıp benzeyen ama merkez diyalizine devam eden hastalarla karşılaştırdık. Bulduğumuz sonuç ev hemodiyalizi olan hastalarda yaşam süresi merkez diyalizi olan hastaların iki katıydı. Bu ölüm riskinde ciddi bir azalma anlamına geliyor." (DHA)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Diyaliz makinesi 30 yıldır hayatının bir parçası oldu
Diyaliz makinesi 30 yıldır hayatının bir parçası oldu
Nevra UÇKAÇ/İZMİR, (DHA)- İZMİR'de böbrek yetmezliği hastası Hafize Kovan (42), 30 yıldır diyalize giriyor. Diyaliz makinesinin hayatının bir parçası olduğunu ve evinde salonun bir köşesini diyaliz ünitesine ayırdığını anlatan Kovan, "Doktorlarım onlardan daha sağlıklı olduğumu söylüyor. Günlük hayatta sağlıklı bir insan ne yapabiliyorsa bizler de yapabiliriz. Diyaliz hastaları beslenmelerine dikkat ettikleri sürece çalışabilir, okuyabilir, evlenebilir, spor yapabilir, çocuk doğurabilirler" dedi.
İzmir'de yaşayan kronik böbrek yetmezliği hastası Hafize Kovan'a 1993 yılında babasından böbrek nakli yapıldı. Kovan, 1,5 sene sonra hastalığı tekrarlayınca diyalize girmeye başladı. Daha önce 20 yıl bir merkezde, 10 yıldır da evde haftada 3 gün diyalize girdiğini anlatan "Salonumun köşesini diyaliz köşesi olarak ayırdım. Diyaliz yaşam tarzım. Herkes nakil olsun tabii. Ben 2015 yılında nakil olmayı tamamen kafamdan çıkardım. Çünkü ev diyalizi ile tanıştım. Nakil olmak isterim ama benim için daha riskli. Diyalize girerek güçlü olmayı seçtim. Ev diyalizinde özgürsün. Arada zaman olmak şartıyla istediğin zaman diyalize girebiliyorsun. Özellikle gece uyku anında yapmak hem psikolojik hem mental olarak insanı rahatlatıyor. Çünkü sabah normal dinlenmiş kalkıyorsun" dedi.
'İNSANLAR DİYALİZDEN ÖLMEZ, BİLİNÇSİZLİKTEN ÖLÜR'
Uzun süre diş teknisyeni olarak çalışan Kovan, diyalizin iş yaşamını olumsuz etkilemediğini belirtti. Koşu antrenmanlarına katılan ve çok sayıda madalyası bulunan Kovan, bir yıl önce evlendiğini ve çalışma hayatından ayrıldığını dile getirdi. Hafize Kovan, şöyle devam etti:
"Diyaliz hastaları çalışamaz gibi bir düşünce var ama ben tüm diyaliz hayatım boyunca çalıştım. Zorlukları aşmak insanın kendi elinde. Güçlü olmaktan başka seçeneğimiz yok. İnsanlar diyalizden ölmez, bilinçsizlikten ölür. Bir diyaliz hastası yaşam tarzına dikkat etmiyorsa bu yüzden ölür. 30 yıldır diyalizle yaşıyorum gayet sağlıklıyım. Doktorlarım onlardan daha sağlıklı olduğumu söylüyor. Günlük hayatta sağlıklı bir insan ne yapabiliyorsa bizler de yapabiliriz. Ama bunun şartları var. Sağlıklı beslenmek, ilaçları düzgün kullanmak, eksiksiz diyaliz ile her şeyden önemlisi aldığınız sıvıya dikkat ederek çok sağlıklı bir hayat yaşayabilirsiniz. Ben 20 yıl merkez diyalizine girdim. Bunun beş yılı uzun diyaliz yaparak geçti. Uzun diyalizde daha yavaş pompayla sağlıklı diyaliz olması sağlanıyor. Bizim gibi hastalar hiçbir şeyden korkmasınlar. Beslenmelerine dikkat ettikleri sürece çalışabilir, okuyabilir, evlenebilir, spor yapabilir, çocuk doğurabilirler."
'TÜRKİYE'DE 1500'E YAKIN EV DİYALİZİ YAPAN HASTA VAR'
Türkiye'de evde diyalizin resmi olarak 2015 yılında başladığını söyleyen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ercan Ok ise dünyada 1960'lı yıllardan beri uygulanan bu tedavi metodunda hastanın diyaliz işlemini kendisinin yapmayı öğrendiğini dile getirdi. Hastaların evine diyaliz makinesi, su arıtma sistemi ve diğer yan cihazların ücretsiz monte edildiğini ifade eden Ok, "Hasta diyaliz merkezine gidip gelmekten kurtuluyor. Gece uyurken diyaliz yapılıyor. Merkezde yapılan diyaliz haftada 3 gün 4 saat şeklinde yapılıyor. Hayat kurtarıyor ama elde edilen sonuçlar bizim istediğimiz gibi değil. Bu hastaların yaşam sürelerini uzatamıyoruz. Evde diyaliz yaparken ise haftada 3 kez 7,8 saat süreyle yapıyorlar tedaviyi. Başlangıçta gündüz yapmaya başlıyorlar. Yavaş yavaş geceye kaydırıyorlar. Türkiye'de 1500'e yakın ev diyalizi yapan hasta var. Yüksek tansiyon, seans sırasında tansiyon düşmesi, kramp, bulantı, kusma, baş ağrısı, halsizlik sorunları yaşamıyorlar. Birçoğu çalışabiliyor. Çalışan hasta oranı ev diyaliz hastalarında merkezde standart diyaliz olanların 3 katı. Diyaliz hastası kadınların normalde çocuk sahibi olması düşük ihtimal. Diyalizi evde daha uzun süre yaptığınızda bu mümkün oluyor. Çocuk doğuran 30'a yakın hastamız var. Bu da mutlu edici" diye konuştu.
'EV DİYALİZİNDE YAŞAM SÜRESİ DAHA UZUN'
Kamuya ait pek çok hastanede ve özel diyaliz ünitelerinde ev diyalizi tedavisinin sunulduğunu ifade eden Prof. Dr. Ok, şöyle devam etti:
"Hastalar diyaliz sistemini eve kurarken hiçbir ödeme yapmıyor. Türkiye'deki ilk 400 civarındaki ev hemodiyalizine başlayan hastayı onlara tıpatıp benzeyen ama merkez diyalizine devam eden hastalarla karşılaştırdık. Bulduğumuz sonuç ev hemodiyalizi olan hastalarda yaşam süresi merkez diyalizi olan hastaların iki katıydı. Bu ölüm riskinde ciddi bir azalma anlamına geliyor." (DHA)
Kaynak: DHA
En Çok Okunan Haberler